Ergenlik Dönemi: Beni Kimse Anlamıyor mu?

Ergenlik Dönemi: Beni Kimse Anlamıyor mu?

Uzm.Psk. Gülfem Özçelik
15.09.2021
Ergenlik dönemi, gelişimsel yapıtaşlarını barındıran, bireyin dünya ile kurduğu bağın güçlenmeye başladığı ve çocuğun kendi dünyasına dair yeni bir keşfe çıkmasını sağlayan geçiş dönemidir.

Ergenlik dönemi, gelişimsel yapıtaşlarını barındıran, bireyin dünya ile kurduğu bağın güçlenmeye başladığı ve çocuğun kendi dünyasına dair yeni bir keşfe çıkmasını sağlayan geçiş dönemidir.

Nitekim “ergenlik” tanımı çocukluktan yetişkinliğe geçişi temsil eden gelişimsel bir döneme işaret etmektedir.

Bu dönemde benliğin inşasına, sosyal ilişkilerin kurulup geliştirilmesine ve ileriye dönük hedeflerin belirlenmesine genetik ve hormonal değişikliklerin yanı sıra çevresel etkenler de ön ayak olurlar.

Gençler, ebeveynlerinden ve diğer yetişkinlerden daha az etkilenen bağımsız insanlar olmaya başlarlar ve bunu kendi düşüncelerini, davranışlarını belirleyecek fırsatların peşine düşerek gerçekleştirirler.

Ergenlik dönemi ile birlikte birey kendi hak ve ideallerinin peşinden gitmek, var olan özgürlük alanını genişletmek ve yeni bağımsız seçimlerde bulunabilmek için ailesi ile olan bağlarında bir esnemeye gider.

Dolayısıyla çocuğun bağımsızlık ve kendi kararlarını verme kabiliyeti artar, benlik ve kimlik giderek yerleşik bir hal alır.

Biliş, duygulanım ve davranış da buna bağlı olarak uyum gösterir.

Yetişkin gibi davranma ve davranılma isteği, bağımsızlık arayışı, kendi kendine yetebilme arzusu doğrultusunda ergen genç, ebeveynleri ile eşitlik kurma çabası içine girer.

Bu tarz bir geçiş evrensel boyutta da benzer şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Bu süreçte anne ve babalar çocukları ile nasıl bir iletişim kurmaları gerektiği konusunda sıkça yanılgıya ve karamsarlığa düşerler.

Çünkü evlatları ne eskisi gibi bir çocuk ne de bir yetişkin gibi hareket etmektedir.

Bu arada kalmışlık ebeveynler için ne kadar zorlayıcı ise ergenlik dönemindeki genç için de bir o kadar yorucudur.

Çocuk, kendi sınırlarını fark edebilmek için sürekli yeni ve alışılmamış eylemlerde bulunmak isteyebilir. Bu süreç ergen çocuğun kendi sahip olduğu yetkinlikleri test etmesi ve kim olduğuna dair inançlarının belirlenmesi bakımından oldukça önemlidir.

Peki, bu dönem nasıl geçirilmelidir?
Okuyan, araştıran ve evlatları için her şeyin en iyisini isteyen ebeveynlerin kontrollü bir bağımsızlık sunması ve çocukların özerk deneyimlerini desteklemesi oldukça önemlidir.

Ergen birey ailesi ile olan bağlarını tam olarak koparmadan farklı sosyal çevrelerde de kendini tanıma ve keşfetme ihtiyacı duyar.

Oldukça olağan olan bu durum karşısında belirli sınırlar içerisinde çocuğun bireyleşme arzusu teşvik edilmelidir.

Kendini bulma yolunda bir çocuk ve ebeveyn arasındaki çatışma her iki tarafın da öfkeli bir tutum sergilemesine ve sağlıklı bir iletişimin kurulamamasına neden olacaktır.

Çocukların gelişimsel ihtiyaçlarını bilmek ve o koşullara uygun tutum sergilemek bu geçiş sürecinin en temel  basamağıdır.

Bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatan gençlerin yetişkinlik sürecinde özgüvenli, benlik saygısı yüksek, özerk kişiler olduğu bilinmektedir.

Ayrıca ergenlik dönemindeki dürtüsel davranışların (madde bağımlılığı, hayatına son verme düşüncesi, öfkeli olma ve şiddet eğilimi) önüne geçebilmek için de ebeveynlerin ve öğretmenlerin bu dönemde ortaya çıkacak isteklere dair bilinçlenmesi gerekmektedir

Uzman Psikolog
Gülfem ÖZÇELİK